Türk ekonomisi geçmişten günümüze birçok krizler gördü ve atlattı. Her kriz döneminde birçok insan işsiz kaldı, birçok insan yıllarca biriktirdiği birikimlerini bir günde kaybetti. Her kriz döneminde ülke insanları büyük bir buhran yaşar ve zor günler geçirir. Türkiye’nin tarihten günümüze geçirdiği ekonomik krizler şunlardır:

İkinci Dünya Savaşı döneminde Türkiye’de üretim hızla düşmüş, tarıma dayalı ekonomide genç nüfusun askere alınmış ve teçhizat yetersizliği nedeniyle 1945 yılı tarımsal üretim düşmüştür. Fiyatlar genel düzeyinin aşırı yükselmesi üzerine, 18.01.1940 tarihinde yürürlüğe 3780 sayılı “Milli Koruma Kanunu” koyulmuş ve o dönemin koşulları altında hükümete olağanüstü yetkiler verilmiştir. Bu kanun, hükümete, fabrikalarda üretilen malların değer fiyatını ödemek şartıyla el koyup stok etme, fabrikalara el koyup işletme, işçilere mecburi mükellefiyet yükleme, malların fiyatlarını saptama, mamulleri muayyen usullere tevzi etme, halkın ihtiyaçlarıyla ilgili iktisadi ve ticari faaliyette bulunmak üzere devlet müesseseleri kurmak gibi çok geniş yetkiler vermiştir.

1923 2016 arasında işsizlik

1958 Ekonomik Krizi

1930-1945 döneminde fazla veren dış ticaret dengesi bu dönemde bozulmaya başlamıştır.  1950 – 1960 yılları arasında, özel sermaye, öncelikle büyük ticaret ve tarım burjuvazisinin elinde birikmiştir. Liberalizasyon politikası sonucu ithalatın sürekli artması ve ihracat gelirlerindeki yetersizlik dış ticaret açığının artmasına neden oldu. 1958 yılında Türkiye artık dış borç anapara ve faiz ödemelerinde zorluk çekmeye başlamış ve dış borçlarda moratoryuma yani borç ertelemeye gitmiştir. Liberal politikalar bu dönemde ülkede beklenildiği gibi yüksek enflasyon, bütçe açıkları ve dış ticaret açığına neden oldu. Sabit kur politikası uygulamasının başarısız olması, ithalatın artması, 1954’ten sonra tarımsal üretimin düşmesi, büyüme hızının yavaşlaması, enflasyon hızının yükselmesi, döviz sıkıntısı ortaya çıkması ve ABD’nin dış yardımlarını kısması sonucu Türkiye’ye ciddi para istikrar politikası uygulattı.

1974 ve 1980 Krizi

Küresel ölçekte 1974 yılında meydana gelen petrol fiyatlarında yaklaşık 4 kat artış (I. Petrol Krizi) ekonomileri olumsuz etkiledi. Tarihte ilk kez enflasyon ile işsizliğin bir arada artması geçmiş yıllarda uygulanan ekonomi politika teorilerinin terk edilmesine neden oldu. 1974 yılında yaşanan bu ilk dalga krizler Kıbrıs Barış Harekâtı ve Türkiye’ye uygulanan ambargonun da etkisiyle büyük kriz çıktı. Bu dönemde ithal ikameci politikalar beklenenin aksine, ithal ikameci sanayileşmenin dışa bağımlılığı sonucu ithalat arttı. Az gelişmiş ülkelerin toptan ithal ikameci politika izlemesi sonucu az gelişmiş ülkelerin dış açıkları genişlemeye başladı.1980 yılındaki II. Petrol Krizi küresel ölçekte petrol fiyatları tekrar 2 kat, artmasına yol açtı. Kriz sonrası işsizlik yüzde 20’lere enflasyon ise yüzde 65’lere yükseldi. Devalüasyona gidilmesi sonucu Türk Lirası yaklaşık %48 değer kaybetti. Sabit kurdan kontrollü dalgalı kur politikasına geçildi, yabancı sermaye girişi özendirilerek krizden kurtulmaya çalışıldı.

Finansal kriz

1982 Ekonomik Krizi

Banker adı verilen kuruluşlar arasında ortaya çıkan faiz yükseltmeleri sonucu ortaya çıkan krizdir. Bankerleri borç alınan paraların faizinin ödenmesi için, sonradan daha yüksek faiz ile borçlanılmak zorunda bırakır. Böyle bir ortamda sürekli olarak faiz yükseltmeye gidildi. 1982 yılında “Bankerler Krizi” serbest faiz politikasının ve banker iflaslarının, bireysel bankaların uygulamaları ile yönetim tarzlarının birleşmesinin bir sonucu olarak yaşanmıştır.

1990 Körfez Krizi

Türkiye ekonomisinin dış etkilerle şekillenen ilk krizi 1990 yılında yaşandı. Birleşmiş Milletlerin Irak ve Kuveyt’e müdahaleleri ile şekillenen Körfez Savaşı bu krizin önemli nedenidir.

1994 Ekonomik Krizi

Türkiye, 90’lı yıllardaki en derin krizini 1994 yılında yaşadı. 1994 öncesinde kamu kesimi faiz dışı harcamaları, kamu gelirlerinden daha fazla açık verdi. Kamu kesimi kazandığından daha fazlasını harcadı. Kamu borçlarının Merkez Bankası ile finanse edilmesi sonucunda Türkiye ilk defa hiperenflasyon yaşandı.

2001 Ekonomik Krizi

2001 krizi

2001 Türkiye ekonomik krizi, Kara Çarşamba olarak da bilinir. Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük ekonomik krizidir. Milli Güvenlik Kurulu toplantısında cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile başbakan Bülent Ecevit arasındaki siyasi kriz sonucu ortaya çıkmıştır. Şubat 2001 finansal krizi, beklenmedik ölçüde ekonomik daralmayla sonuçlanmanın ötesinde, ülkenin orta vadeli perspektifini değiştirmiştir.

2008 Ekonomik Krizi

2008 yılının son aylarında ortaya çıkan ve dünyanın birçok ülkelerini olumsuz yönde etkileyen bir krizdir. 1929 Dünya Ekonomik Bunalımıyla kıyaslanan bu kriz özellikle Eylül 2008 ayında belirgin hale gelmiştir. ABD’deki taşınmaz mal piyasasının birden değer kaybetmesi ve bunun sonucu olarak tutulu satışlardaki kişisel iflasların artmasının bu krizi tetiklemiştir.